Türkiye Cumhuriyeti

Tokyo Büyükelçiliği

Büyükelçilik Duyurusu

15 Temmuz Tarihli Terörist Kalkişma İle Hâkimler Ve Savcilar Hakkindaki Soruşturmalara İlişkin Bilgi Notu , 25.07.2016

1. Genel Olarak

Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ), cebir, şiddet ve diğer yasal olmayan yöntemleri de kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmak veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemek, Devlet otoritesini baskı altına almak, zaafa uğratmak, yönlendirmek, alternatif bir otorite olarak ortaya çıkarmak ve neticede devlet otoritesini ele geçirmek amaçlarıyla hareket eden, Fetullah Gülen tarafından kurulmuş bir terör örgütüdür.

FETÖ amaçları doğrultusunda, başta adli kurumlar, Türk Silahlı Kuvvetleri ve Emniyet Teşkilatı olmak üzere çeşitli kamu kurumlarında hücreler şeklinde yapılanarak faaliyet göstermektedir. Örgüt üyesi kamu personeli, makamlarını, çalıştıkları kurumların yetki, araç, gereç ve personelini örgütün amaçları doğrultusunda kullanmaktadır.

FETÖ bugüne kadar, çok sayıda legal görünümlü illegal faaliyet gerçekleştirmiştir. Bu çerçevede örgüt tarafından gerçekleştirilen birçok eylem arasında özellikle; Ülkemizin Cumhurbaşkanı, Başbakanı ve hükümet üyeleri başta olmak üzere iktidar ve muhalefet partilerinden politikacıları, işadamları ve üst düzey bürokratların iletişimlerini kayıt ederek örgütün amaçları doğrultusunda kullanmak; kamu kurumları tarafından yapılan seçme sınavlarını manipüle etmek suretiyle örgüt üyelerini kamu kurumlarına yerleşmesini sağlamak ve tutuklu örgüt üyelerinin serbest bırakılması için yetkili olmayan diğer örgüt üyesi hâkimler tarafından tahliye kararları vermek sayılabilir.

15.07.2016 tarihinde de, FETÖ, silahlı bürokrasi içerisinde yer alan asker üyeleri öncülüğünde Türkiye Cumhuriyeti Devletinin demokratik yollar ile seçilmiş hükümetini ortadan kaldırmak amacıyla terörist bir kalkışmada bulunmuştur. Engellenen bu terörist kalkışma FETÖ'nün arz ettiği tehlikeyi gösteren en önemli eylemidir.

FETÖ üyeleri komutanlarına ihanet ederek ele geçirdikleri helikopterleri, uçakları ve tankları kullanarak Türkiye Büyük Millet Meclisini, Cumhurbaşkanlığını ve kamu kurumlarını bombalamışlar, protesto amacıyla sokaklara çıkan sivil vatandaşlara da ateş etmişlerdir.

Türk Silahlı Kuvvetlerinin emir-komuta zinciri dışında ve terör örgütünün üyeleri tarafından gerçekleştirilen darbe amaçlı terörist eylemi engellemek amacıyla, gerek polis, gerek Cumhuriyet savcıları, gerekse de silahlı kuvvetlerin diğer unsurları tarafından derhal gerekli önlemler alınmıştır.

Her şeyden önemlisi, bu plana Türk milleti engel olmuştur. Türk milleti, sokaklara dökülüp darbeye karşı direnişini sürdürerek tarihi bir dayanışma örneği sergilemiştir. Vatandaşlar tankların önünde cesurca durmuşlar ve demokratik düzeni savunmuşlardır. Hâlen de başta Ankara, İstanbul ve İzmir olmak üzere Ülkemizin tüm şehir meydanlarında halkımız gece gündüz demokrasi nöbetlerini tutmaya devam etmektedir.

Teröristler, devlet televizyonunu (TRT) ele geçirerek ve özel medya kuruluşlarına baskın düzenleyerek mesajlarını yayınlamaya çalışmışlardır. Ancak, darbecilerin medyayı kontrol altına alma girişimleri uzun sürmemiştir. Darbe girişiminin bertaraf edilmesinde Türk medyası da önemli bir rol oynamıştır. Ayrıca darbeciler uydu kontrol merkezine saldırı yaparak televizyon yayınlarını kesmek istemişlerdir.

Bu süreçte, tüm siyasi partiler, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri ve halk, demokrasiyi, demokratik siyaseti, demokratik kurumları ve Anayasa’yı kararlı bir şekilde desteklemişlerdir. 16 Temmuz’da gerçekleştirilen olağanüstü Genel Kurul toplantısı sırasında, demokrasiyi savunmak adına ortak bir bildiri yayımlanmıştır.

Söz konusu darbe amaçlı terör eylemi üzerine başlatılan soruşturmalar kapsamında, düzenlenen operasyonlarda şu ana kadar FETÖ üyesi 10.000’den fazla kişi gözaltına alınmıştır. Operasyonlar halen devam etmektedir. Yürütülen soruşturmalar kapsamında ifadesi alınan bazı örgüt mensupları söz konusu terörist eylemin FETÖ tarafından gerçekleştirildiğini itiraf etmişlerdir . 
Maalesef, terör eylemi nedeniyle 2.500’den fazla vatandaşımız yaralanmış, aralarında Cumhurbaşkanımızın çok yakın mesai arkadaşlarının da bulunduğu 246 vatandaşımız ve güvenlik görevlimiz ise şehit olmuştur.

Cumhurbaşkanımız, Başbakanımız, Hükümetimiz, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri ve Türk halkı, söz konusu darbe amaçlı terör eylemini hep birlikte bertaraf ederek, demokrasiyi ve hukukun üstünlüğünü savunmuşlardır.

Söz konusu darbe amaçlı terör eylemi her ne kadar silahlı kuvvetler bünyesinde bulunan FETÖ üyeleri öncülüğünde yapılmışsa da, örgütün devlet bürokrasisi içerisinde yer alan diğer üyelerinin de teşebbüse bir şekilde destek verdikleri yönünde kuvvetli şüphe bulunmakta olup, ayrıca halen yeni bir darbe girişiminde bulunma ihtimali devam etmektedir.

Bu nedenle Milli Güvenlik Kurulunun tavsiye kararı doğrultusunda darbe girişiminde bulunan terör örgütünün tüm unsurlarıyla ve süratle bertaraf edilebilmesi ve ülkemizde demokrasiye, hukuk devletine, vatandaşlarımızın hak ve özgürlüklerine yönelik bu tehdidi ortadan kaldırmak için gereken adımları en etkin ve hızlı şekilde atabilmek amacıyla Bakanlar Kurulu kararıyla 21.07.2016 günü saat 01.00'dan itibaren geçerli olmak üzere ülkemizin tamamında Anayasa'nın 120. maddesi uyarınca 3 ay süreyle olağanüstü hâl ilan edilmiştir. Olağanüstü hâl ilanının amacı özgürlüklere müdahale olmayıp, hükümetin hızlı karar almasını temin etmeye dönüktür.

2. Hâkim ve Savcıların Açığa Alınması ve Yürütülen Soruşturmalar

FETÖ’nün özellikle yargı kurumlarında örgütlenmesi onlarca yıldır devam etmiştir. 2007 yılında başlayan Ergenekon ve daha sonra başlatılan Balyoz ve askeri casusluk gibi soruşturmalarla sahte deliller üretilmek suretiyle silahlı kuvvetler içerisinde örgüt üyesi olmayan kişilere yönelik tasfiye operasyonu başlatmışlardır. Bu soruşturmalarda sahte deliller üretildiği Yargıtay kararları ile sabittir. Belirtilen operasyonlar sayesinde FETÖ’nün yargı içerisinde elde ettiği nüfuz, 2010 yılında yeni oluşturulan Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) ile birlikte zirvesine ulaşmış ve bütün kritik görevlere örgüt üyeleri getirilmiştir.

FETÖ mensubu hâkimler ve savcılar tarafından 7 Şubat 2012 tarihinde Cumhurbaşkanımıza yapılacak planlı cerrahi müdahaleyi fırsat bilerek Milli İstihbarat Teşkilatı Müsteşarı hakkında kanuna aykırı bir şekilde yakalama emri çıkarılmıştır. Yine Hükümete yönelik 17-25 Aralık 2013 tarihinde vuku bulan soruşturmaları başlatan savcılar ve hâkimler de bu örgütün üyeleridir.

Öte yandan 30 Ekim 2014 tarihli Milli Güvenlik Kurulu kararıyla FETÖ’nün mücadele edilmesi gereken bir yapı olduğu hükümete tavsiye edilmiş, 29 Nisan 2016 tarihli Milli Güvenlik Kararı ile de FETÖ’nün bir terör örgütü olduğu kabul edilmiştir. Ayrıca ülke çapında yürütülen çeşitli soruşturmalar sonucu düzenlenen iddianamelerde de FETÖ’nün terör örgütü olduğu belirtilmiştir.

Bu nedenlerle FETÖ üyelerinin tespiti amacıyla ilgili makamlar tarafından araştırmalar yapılmaktaydı. 15 Temmuz 2016 tarihli darbe amaçlı terör eylemi sonucu, yargı kurumları başta olmak üzere devlet bürokrasisi içerisinde hücreler şeklinde yapılanarak yerleşen FETÖ terör örgütü üyelerinin arındırılması amacıyla açığa almalar ve haklarında adli soruşturmalar başlatılmıştır.

Bu kapsamda 16.07.2016 tarihinde, FETÖ’nün, HSYK, Anayasa Mahkemesi ve diğer yüksek mahkemelerdeki üyeleri hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, adliyelerde görevli hâkim-savcı üyeleri hakkında ise ilgili Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından, yasama organı ve hükümeti devirmek ile Anayasayı ortadan kaldırmaya teşebbüs, silahlı isyan ve silahlı örgüt kurma suçlarından soruşturma başlatılarak şüpheliler hakkında yakalama kararları çıkartılmıştır.

Ayrıca, 21.07.2016 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 15. maddesine dayanılarak, ulusun varlığını tehdit eden yakın bir tehlike gerekçesiyle Sözleşme’deki yükümlülüklerimizin deroge edilebileceği (sınırlandırılabileceği) hakkında Avrupa Konseyi Genel Sekreteri bilgilendirilmiştir.

HSYK Üyeleri:

16.07.2016 tarihinde, gündem dışı olarak toplanan HSYK Genel Kurulu, atanan muhakkik raporuna istinaden FETÖ ile irtibatlı olduğu değerlendirilen 5 üyenin üyeliklerini düşürmüştür.

Karar, 6087 sayılı HSYK Kanunu’nun 18/1.a bendindeki üyelik şartları hususunda 2802 sayılı Kanuna yapılan atıf uyarınca, HSYK üyeliğine seçilme şartlarının kaybedilmesi nedeniyle verilmiştir. Bu hükümde; 2802 sayılı Kanunu’nun 8/h maddesinde hâkim savcı olabilmek için öngörülen “3 aydan fazla cezayı gerektiren bir suç dolayısı ile soruşturma altında olmamak” şartı yer almaktadır. Kararda, bu üyelerin üyeliklerinin devam etmesinin yargının saygınlığına, tarafsızlığına ve güvenilirliğine zarar vereceği değerlendirilmiştir.

Hâkimler ve Savcılar:

16.07.2016 tarihinde, gündem dışı olarak toplanan HSYK 3. Dairesi ilgili hâkim ve savcılar hakkında yasama organı ve hükümeti devirmek ile Anayasayı ortadan kaldırmaya teşebbüs, silahlı isyan ve silahlı örgüt kurma suçlarından soruşturma izni vermiştir.

Aynı gün, adı geçen terör yapılanmasının hâkim ve savcılar içerisinde bulunan üyeleri hakkında ülke genelinde soruşturmalar başlatılarak yakalama, gözaltı ve arama kararları verilmiştir.

Darbe teşebbüsünün vahametine istinaden harekete geçen HSYK Teftiş Kurulu soruşturma izni evrakını inceleyerek soruşturma izni verilen 2735 hâkim ve savcının, iddia edilen suçlara karıştıklarına dair kuvvetli suç şüphesinin mevcut olduğu ve soruşturmanın selameti ve yargı erkinin nüfuz ve itibarının korunması gerekçeleriyle 3 ay süreyle görevden uzaklaştırılmalarını talep etmiştir.

HSYK 2. Dairesi, belirtilen 2735 hâkim ve savcının 3 ay süreyle görevden uzaklaştırılmasına karar vermiştir.

Şüpheliler hakkındaki soruşturmalar hâlen hem HSYK Teftiş Kurulunda hem de İl Cumhuriyet başsavcılıklarınca yürütülmektedir.

Şuana kadar toplam 1352 hâkim ve savcı tutuklanmıştır. 312 hâkim ve savcı ise adli kontrol şartı ile serbest bırakılmıştır. 366 hâkim ve savcının gözaltı işlemi devam etmektedir.

Anayasa Mahkemesi ve Diğer Yüksek Mahkeme Üyeleri

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma kapsamında Anayasa Mahkemesi’nin 2, Yargıtay’ın 140 ve Danıştay’ın 48 üyesi hakkında, yasama organı ve hükümeti devirmek ile Anayasayı ortadan kaldırmaya teşebbüs, silahlı isyan ve silahlı örgüt kurma suçlarından soruşturma başlatılarak yakalama ve gözaltına alma kararları verilmiştir. Anayasa Mahkemesinin 2, HSYK'nın 4 ve Yargıtay ve Danıştay'ın toplam 106 üyesi hakkında tutuklama kararı verilmiştir.

Yüksek mahkeme üyeleri hakkındaki soruşturmaların, ağır cezayı gerektiren suçüstü hâlinde, Ceza Muhakemesi Kanunu hükümleri gereğince doğrudan yapılması gerekmektedir (Anayasa Mahkemesinin Kuruluş ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 16/1; Yargıtay Kanunu 46/1 ve Danıştay Kanunu 82/1 maddesi delaletiyle Yargıtay Kanunu 46/1).

Şüphelilere atfedilen eylemler, suçüstü olması ve yargılamalarının ağır ceza mahkemelerinde yapılacak olması nedeniyle, haklarındaki soruşturmalar yukarıda yer alan kanun hükümleri uyarınca doğrudan yapılmaktadır.

Hukuk devleti ve insan hakları Türkiye Cumhuriyeti Devletinin temel prensipleri olup, soruşturma ve yargılamalar bağımsız ve tarafsız mahkemeler tarafından hukukun üstünlüğü ve uluslararası yükümlülüklerimize uygun olarak yürütülmektedir. Bu kapsamda şüphelilerin müdafii yardımından yararlanma ve haklarında uygulanan gözaltı ile tutuklama tedbirlerine karşı itiraz hakları bulunmaktadır. Ayrıca şüphelilere, ifadelerinin alınması sırasında şüpheden kurtulması için somut delillerin toplanmasını isteyebileceği hatırlatılmakta ve kendisi aleyhine var olan şüphe nedenlerini ortadan kaldırmak ve lehine olan hususları ileri sürmek olanağı tanınmaktadır.